Mirasın gerçek reddinde 3 aylık sürenin başlangıç tarihi

Mirasın reddi, gerçek ret ve hükmen ret olmak üzere ikiye ayrılır. Bu yazımızda, mirasın gerçek reddindeki 3 aylık sürenin başlangıç tarihi hakkında kısa ama önemli bir açıklamada bulunacağız.

Medenin Kanunun 606’ncı maddesine göre; “Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”

Aslında kanun hükmü çok açıktır. Buna göre 3 aylık ret süresi mirasbırakanın ölümünden itibaren değil, mirasbırakanın ölümünün yasal mirasçılar tarafından öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu demektir ki yasal mirasçılar, mirasbırakanlarının ölümünü, bu ölümden yıllar sonra öğrenmiş olsalar bile, öğrenme tarihinden itibaren 3 ay içinde mirası reddedebilirler. Ancak uygulamada bu nokta bazen gözden kaçmakta, mirasın gerçek reddi mümkün olmasına rağmen “sürenin geçtiğinden bahisle” bu yola başvurulmamaktadır. Halbuki, belirtildiği üzere mirasın gerçek reddinde önemli olan mirasbırakanın ölüm tarihi değil, bu ölümün yasal miraçsılarca öğrenildiği tarihtir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/24118 – K. 2015/181, 12.1.2015 tarihli kararında;

“Dava, mirasın gerçek reddine ilişkindir. Miras üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.

Yasal mirasçılar mirasbırakanın ölümünden itibaren yasal üç ay içinde mirasın gerçek reddi talebinde bulunulmamış ise de, temyiz dilekçelerinde; muris ile 6-7 yıldır görüşmediklerini, ölümünü yakınlarından öğrendiklerini ve veraset ilamı almak için başvurduklarını, bu tarihten itibaren de 3 aylık yasal süre dolmadan eldeki davayı açtıklarını açıklamışlardır. Mahkemece, davacılara mirasbırakanın ölümünü daha sonra öğrenme durumu hakkında delillerini sunması için imkan ve süre verilerek, gösterdiği takdirde ve gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir.”

şeklinde hüküm tesis etmek suretiyle, önemli olanın ölüm değil, ölümün öğrenilme tarihi olduğunun altını bir kez daha çizmiştir. Uygulamada bu hususta dikkatli olunmalı, gerçek ret mümkünken, çok daha meşakkatli olan hükmen ret yoluna gidilmemelidir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir