Yargıtay: Down sendromlu çocuğu koruma amaçlı yapılan bedelsiz devir muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) olarak nitelendirilemez

Muris muvazaası davalarında tespiti gereken asıl hususun muristeki “mal kaçırma amacı” olduğunu daha önceki yazılarımızda defalarca belirtmiştik. Bu amaç davacı tarafından ispat edilmedikçe muris muvazaası davası kazanılamaz. Bu bağlamda, Yargıtay’ın 2015 yılında verdiği ilginç bir kararı bu yazımız kapsamında incelemeyi uygun gördük:

Dava konusu olayda murisin ilk evliliğinden olma evladı olan davacı, murisin ikinci eşine ve ikinci eşten olma down sendromlu evladına (üvey kardeşe) yapılan taşınmaz devirlerinin iptali ve yasal miras payı oranında adına tescili için iki ayrı dava açıyor. İki dava birleşiyor ve ilk derece mahkemesi her iki davanın da kabulüne yani hem ikinci eşe hem de ondan olma down sendromlu evlada yapılan devirlerin iptaline karar veriyor.

Temyiz aşamasında Yargıtay 1’inci Hukuk Dairesi, murisin ikinci eşine yaptığı devirleri iptal eden ilk derece mahkeme kararının onanmasına karar veriyor. Diğer bir deyişle, ikinci eşe yapılan devirlerin amacının “mirastan mal kaçırma” olduğunu Yargıtay da kabul ediyor.

İkinci eşten olma down sendromlu davalıya gelince; Yargıtay burada murisin amacının davacı evlattan mal kaçırmak değil, devir tarihinde 9-10 yaşında olan davalı evladı koruyup kollamak ve onun geleceğini bu şekilde teminat altına almak olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararını bozuyor. Kararın ilgili bölümünü aşağıya alıntılıyoruz:

“Hemen belirtmelidir ki, mirasbırakan tarafından ikinci eşi C.’ye ve onun da damadı T.’ye yaptığı temliki işlemlerin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek ve benimsenmek suretiyle davalı T. hakkındaki asıl davanın, davacının miras payı oranında kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı T.’nin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.

Davalı K.’nin temyiz itirazlarına gelince;

Bilindiği üzere; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olayda; çekişme konusu taşınmazdaki 190/322 payın muris tarafından down sendromlu oğlu Kemal’e her ne kadar tapuda satış şeklinde temliki yapılmış ise de hem hasta hem de 9-10 yaşında olan K.’nin bu taşınmazı satın alamayacağı kuşkusuzdur. Ancak, tüm dosya kapsamı ve dinlenilen tanık beyanlarından mirasbırakanın gerçek irade ve amacının mirasçılardan mal kaçırma olmayıp down sendromlu oğlunu korumak ve kollamak amacıyla hareket ettiği sonucuna varılmaktadır.

01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının miras bırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırmayı amaçladığı durumlarda uygulanacağı, oysa somut olayda taşınmazdaki payın K.’ye mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla devredilmediği açıktır.

Hal böyle olunca, davalı Kemal hakkındaki birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.”

SONUÇ OLARAK

Muris muvazaası davalarında davalıların odaklanması gereken başlıca husus murisin, dava konusu devri “mal kaçırma amacı” ile yapmadığını ortaya koymak olmalıdır. Davacıların ise davalarını açarken devrin bedelsiz olması gibi ikinci derecede önemli hususlardan ziyade muristeki mal kaçırma amacını açıkça ortaya koyabilmeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki aslolan murisin iradesidir. Murisin yaptığı bir devir bedelsiz dahi olsa, ortada “mal kaçırma amacı” yoksa muris muvazaası da yoktur.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir