Vekaleten yapılan taşınmaz satışlarında muris muvazaası iddiası ileri sürülebilir mi?

Daha önceki yazılarımızda birçok kez belirttiğimiz üzere muris muvazaası davalarının çözümünde en önemli husus “murisin gerçek irade ve amacının tespiti”dir. Diğer bir deyişle, bu davaların davacısı konumundaki kişilerin, vefat etmiş bulunan murislerinin sağlığında yaptığı taşınmaz devirlerinin kendilerinden mal kaçırma ve dolayısıyla kendilerini miras haklarından yoksun bırakma amaçlı yapıldığını hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaları gerekmektedir. Murisin iradesinin tespitinde somut olayın tüm özellikleri göz önüne alınmaktadır.

Peki, muvazaalı olan devirler vekaleten yapılmışsa bunun muris muvazaası davasına etkisi nedir? Hemen cevap verelim: Doğrudan bir etkisi yoktur. Zira mirasçılarından mal kaçırmak isteyen muris, taşınmazını üçüncü kişiye bedelsiz olarak devrederken tapu sicil müdürlüğüne bizzat gidebileceği gibi herhangi bir kişiye vekalet vermek suretiyle de ilgili devirleri gerçekleştirebilir.

Vekaleten yapılan satışlarda sadece şöyle bir özellikli durum vardır: Bilindiği üzere muris ölmeden önce muris muvazaası davası açılamayacağı için davada murisin tanık olarak dinlenmesi söz konusu olamaz. Ancak, murisin sağlığında muvazaalı olduğu iddia edilen devri vekaleten yapan kişi (vekil) dava sırasında hayatta ise tanık olarak dinlenmesi büyük önem arz etmektedir. Zira vekil, satışın gerçek bir satış olup olmadığı hakkında mahkemeye önemli bilgiler verebilecektir. Tabii bu arada vekilin kim olduğu da çok önemlidir. Örneğin vekil, dede olan murisin oğlu ve devir yapılan kişi de onun oğlu olan torun ise, vekili yani babayı tanık olarak dinletmek hiç de akıllıca olmaz. Zira baba, oğluna yapılan bu devir bedelsiz olsa bile bedel karşılığında yapıldığını söyleyerek davalı oğlunun lehine beyanlarda bulunacak, davacının elini zayıflatacaktır.

Sonuç olarak, vekaleten yapılan taşınmaz satışlarının da muris muvazaası davasına konu edilebileceği hatırda tutulmalı, dava açıldığı esnada vekil hayattaysa tanık olarak çağırılıp çağırılmayacağına somut olayın özelliklerine göre karar verilmelidir.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir