Miras davalarında masraflar

Miras davalarının tamamı, yapılacak masraflar açısından özdeş değildir. Mirasın reddi ve vasiyetnamenin iptali gibi davalar maktu (sabit) harca tabi olup fazla masraf gerektirmezken, özellikle konusu gayrimenkul olan muris muvazaası davaları, vasiyetnamenin tenfizi davaları, tenkis davaları ve denkleştirme davaları nispi (oransal) harca tabi olduğundan, davacı açısından (davayı sonunda kazanıp tüm yargılama giderlerini davalıdan alacak olsa bile) ciddi bir finansal güç gerektirebilmektedir.

  • Değeri 1.000.000 TL olan bir gayrimenkulle ilgili bir muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davası açıldığını farzedelim; Davacı, bu davayı açarken gider avansı ve yargı harcı olarak yaklaşık 18.000 TL gibi bir tutarı ödemek zorundadır. Bu tutarın, davanın kazanılması ve davalının haczi kabil malvarlığı olması durumunda davalıdan geri alınabileceğini hemen belirtmek gerekir. Ancak dava kazanılana ve hükün kesinleşinceye kadar en az birkaç sene geçeceği için, bu süre zarfında bu “finansmanın” davacı tarafından sağlanması gerekecektir.
  • Davacının, kendi avukatıyla yapacağı sözleşme uyarınca avukatına bir avukatlık ücreti ödemek durumunda olacağını da unutmamak gerekir. Bu ücret sözleşmesel bir ücret olup, dava kazanılsa bile bu ücretin ödenmesi davalıdan talep edilemez.
  • Zorunlu olmamakla beraber, en masraflı gider kalemi ise mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yatırılacak yüzdesel teminat olacaktır. Şöyle ki, dava sırasında davalının dava konusu gayrimenkulü üçüncü kişilere satarak kaçırmasını engellemek isteyen bir davacının başvuracağı yol ihtiyati tedbirdir. İhtiyati tedbir kararı verilmesi için davacı tarafından bir teminat yatırılması kanunen zorunlu olmamakla beraber, uygulamada hakimler dava konusu gayrimenkulün değerinin %10’u ila %15’i tutarında bir teminat karşılığında bu kararı vermektedirler. Örneğimize dönecek olursak, ihtiyati tedbir kararı almak isteyen davacının 100.000 ila 150.000 TL gibi bir teminatı (nakit veya banka teminat mektubu) mahkeme vezmesine yatırması gerekecektir. Ancak belirtildiği üzere, davacı davasını açarken ihtiyati tedbir talep etmek zorunda değildir. Öte yandan bunu talep etmezse de, davayı kazandığı ihtimalde bile hakkına kavuşamama riskini taşıyacaktır.

Son olarak, yargılama giderlerini ödeyecek gücü olmayan kimseler için Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun 334. vd. maddelerinde düzenlenen “Adli Yardım” müessesesini de unutmamak gerekir. Mali durumunun yetersizliğini belgelerle kanıtlayan davacılar, yukarıda bahsedilen masrafların (sözleşmesel avukatlık ücreti hariç) tamamını dava boyunca ödememe imkanına sahip olabilirler.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339’uncu maddesi şöyledir:

“Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması halinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilebilir.” 

Hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, adli yardımdan yararlanarak davasını açarken yargılama giderlerini ödemekten kurtulan davacı dava sonunda haksız çıkarsa, söz konusu giderleri ödemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla, adli yardım talebiyle dava açarken bu hususu göz önüne almak yerinde olur.

 

 

 

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir