Vefat eden kişinin (murisin) bankadaki parasının mirasçılar tarafından çekilmesi

Ölen kişinin banka hesabındaki paranın mirasçılar tarafından çekilmesi konusunda geçmişte gerek bankaların gerekse Yargıtay’ın değişik hukuk dairelerinin farklı görüş ve uygulamaları olmuştur. Kimi bankalar (özellikle devlet bankaları) diğer mirasçılardan bağımsız olarak tek başına başvuran mirasçıya miras payı oranında ödeme yapmayı kabul ederken, kimi bankalar ise paranın ödenebilmesi için mutlaka tüm mirasçıların birlikte başvurusunu şart koşmuştur. Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006 yılına kadar, paranın “bölünebilir nitelikte” olmasından ötürü bankaya tek başına başvuran mirasçıya ödeme yapılması gerektiği yönünde kararlar verirken, 19. Hukuk Dairesi ise geçmişten bugüne (bir kısım bankalar gibi) ödeme için tüm mirasçıların birlikte başvurusunu aramıştır. Yıllar süren bu belirsizlikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.9.2006 tarihli kararıyla bu konu, en azından Yargıtay açısından, netliğe kavuşmuş gözükmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2006 yılı öncesindeki liberal görüşü

11. Hukuk Dairesi, 2006 yılına kadar tek başına bankaya başvuran mirasçıya, veraset ilamındaki payı oranında ödeme yapılmasında herhangi bir usulsüzlük olmadığını içtihat etmiştir. Daire’nin, 24.10.2005 tarihli kararında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:

“Kendisine veraset ilamı ibraz edilen bankanın 7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 17/1 maddesine göre veraset ve intikal vergisi ödendiğine dair belge ibraz edilmesi halinde mevduat hesabında murise ait gözüken parayı bu veraset ilamındaki payları nispetinde müracaat eden mirasçılara ödemesi gerekmekte olup, Dairemiz’in yerleşik uygulaması da bu yöndedir. O halde somut olayda davalı bankanın kendisine ibraz edilen ve aksi ispat edilene kadar geçerli olan veraset ilamındaki paylara göre ödeme yapmış olmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.

(…)

Taraflar arasında görülen davada Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.04.2004 tarih ve 2002/383-2004/566 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı İşbankası A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin murisinin davalı bankada mevduat hesabı bulunduğunu, bu hesabın murisin ölümünden sonra veraset ilamına göre ödenmesi gerekirken müvekkili hariç diğer mirasçılara ödeme yapıldığını, M.K.nun 630.maddesine göre tüm mirasçıların ortak hareket etmediği bir durumda yapılan ödemenin geçerli olmayacağını ileri sürerek, müvekkilinin hissesine düşen 500.000.000.TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, murisin ölümünden sonra bir kısım mirasçıların ibraz ettiği veraset ilamına göre ödeme yapılmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, murisin ölümü ile mirasçıları arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı bankadaki mevduat üzerinde de tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri veya miras ortaklığına temsilci atamaları gerektiği, bu koşullar oluşmadan yapılan ödemenin yasal olmadığı, davacıya eksik ödenen miktarın tahsili gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 413.005.186.TL.nın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Dava, davacının murisine ait bulunan mevduat hesabındaki paranın eksik ödenmiş olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.

Kendisine veraset ilamı ibraz edilen bankanın 7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 17/1 maddesine göre veraset ve intikal vergisi ödendiğine dair belge ibraz edilmesi halinde mevduat hesabında murise ait gözüken parayı bu veraset ilamındaki payları nispetinde müracaat eden mirasçılara ödemesi gerekmekte olup, Dairemiz’in yerleşik uygulaması da bu yöndedir ( Y.11.HD. 29.02.2000 2000/911 E. 2000/1691 ve 09.03.2004 T. 2003/7971 E, 2004/2326 K. )

O halde somut olayda davalı bankanın kendisine ibraz edilen ve aksi ispat edilene kadar geçerli olan veraset ilamındaki paylara göre ödeme yapmış olmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı İş Bankası vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.9.2006  tarihli aksi yöndeki görüşü 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamı üzerine yerel mahkemece verilen bir direnme kararı hakkında verdiği kararda, 19. Hukuk Dairesi’nin muhazafakar tutumunu tasdik etmiş, dolayısıyla 11. Hukuk Dairesi ile aksi yönde karar vermiştir. Karar aşağıdaki gibidir:

“T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E. 2006/19-552 – K. 2006/589 – T. 27.9.2006

DAVA : Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.11.2004 gün ve 2004/422 E., 750 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2005 gün ve 2005/903 E., 10610 K. sayılı ilamı ile;

( … Davacı vekili, müvekkilinin miras bırakanı S.’ nin davalı bankada bulunan vadesiz hesabından hissesine düşen paranın ödenmesi için davalı bankaya müracaat ettiğini, miras hisselerinin ödenmemesi üzerine, İcra takibi başlattıklarını ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, istenen paranın iştirak halinde mülkiyet esasına tabi bir miras hissesi olduğunu, tüm mirasçıların bankaya birlikte başvurmaları ya da iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın konusunun misli eşyadan sayılan para olup veraset ilamına göre payın bölünebilir olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın 4.279.631.834.-TL’lik kısmının iptali ile bu kısma takip tarihi olan 16.06.2004 tarihinden itibaren % 15 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 4.279.631.834.-TL üzerinden devamına, kabul edilen miktar üzerinden İİK.nun 67. maddesi uyarınca hesaplanan 1.711.854.734.-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, muris S.’nin ölümü üzerine mirasçılarından sadece davacı ve iki çocuğu tarafından veraset ilamı ibraz edilerek, miras bırakana ait bankadaki paranın kendi paylarına ilişkin kısmının ödenmesi istemine ilişkindir.

Miras bırakanın davacılar dışında başka mirasçılarının da bulunduğu dosyaya sunulan veraset ilamından anlaşılmaktadır. TMK. 640. maddesinde; “miras bırakanın ölümü ile birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklığın meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri” öngörülmüştür. TMK.’nun 701/2. maddesinde ise “elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkının ortaklığa ait malların tamamına yaygın olacağı” hükme bağlanmıştır.

Bu durumda, miras bırakanın davalı banka nezdindeki mevduat hesabının paylaştırılması konusunda tüm mirasçıların birlikte dava açması veya miras ortaklığına temsilci atanması yahut TMK.’nun 644. maddesi uyarınca iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi gerekmektedir.

Açıklanan koşullardan hiçbiri somut olayda gerçekleşmediğinden, miras bırakanın bir kısım mirasçılarını teşkil eden davacı tarafın terekeye dahil mevduat hesabından kendi mirasçılık paylarını talep yönünden aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Davacı vekili, davacının murisi S.’den kalan davalı bankada bulunan 10.699.079.586.-TL paradan veraset belgesine göre kendisine ve velayeti altındaki çocuklarına düşen payların ödenmesi için başvurduğunu; ödenmemesi üzerine icra takibine geçtiğini, davalı bankanın itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi miras hissesinin ödenemeyeceğini, davanın reddini cevaben bildirmiş; mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.

Yerel mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, iştirak halinde mülkiyet ( elbirliği ortaklığı )hükümlerine tabi olan davalı bankadaki paranın, tüm mirasçıların başvurusu olmadan, bir kısım pay sahibi davacılara, paylarına tekabül eden oranda ödenip ödenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Muris S.’nin, davalı banka nezdinde parası bulunduğu, geriye davacı dışında, dava dışı kişileri mirasçı olarak bıraktığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

TMK. 599. maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile mirasçılarına geçer. TMK. 640. maddesinde “Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler” hükmü yer almıştır.

TMK’nun 701/2. maddesinde ise “Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş paylan olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” denilmektedir.

Bu hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke paylan ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.

Bu durumda, tüm mirasçıların birlikte bankaya müracaat ederek ödeme talebinde bulunmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri ya da miras ortaklığına temsilci atanması; TMK.’nun 644. maddesi uyarınca iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi gerekir. Aksi halde; ileride çıkacak bir anlaşmazlıkta davalı bankanın sorumluluğu söz konusu olabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.12.1986 tarih ve 1985/11-820 E., 1986/1177 K. sayılı kararı da; yukarıda açıklanan hukuki görüşleri doğrulamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 27.09.2006 gününde yapılan 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin, Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine değişen yeni görüşü

Hukuk Genel Kurulu’nun yukarıda alıntılanan kararından sonra 11. Hukuk Dairesi de 19. Hukuk Dairesi’nin çizgisine gelmiş ve bankadaki mevduatın mirasçılar tarafından çekilebilmesi için tüm mirasçıların “elbirliği mülkiyeti” kuralları uyarınca birlikte hareket etmesini aramaya başlamıştır. Daire, 30.11.2006 tarihli kararında;

“Yukarıda özet olarak açıklandığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı banka nezdinde bulunan murise ait paranın bir kısım mirasçılar tarafından miras payları oranında davalı bankadan istenip istenemeyeceği ilişkindir. Her ne kadar Dairemizin daha önceki uygulamaları hesaptaki paranın misli eşya olması nedeniyle her bir mirasçı tarafından ayrı ayrı bankadan talep edilebileceği yönündeyse de 27.09.2006 tarih 2006/19-552-589 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararında belirtildiği gibi TMK.nun 599. maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile mirasçılara geçer. MK. 640 maddesinde “birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye el birliğiyle sahip olurlar ve sözleşme ve kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” hükmü yer almıştır.

TMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.

Bu hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde sözkonusu olduğundan, tereke paylan ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.

Bu durumda tüm mirasçıların birlikte bankaya müracaat ederek ödeme isteminde bulunmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri; ya da miras ortaklığına temsilci atanması: TMK’nun 644. maddesi uyarınca iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi gerekir. Aksi halde; çıkacak bir anlaşmazlıkta bankanın sorumluluğu söz konusu olabilir.”

şeklinde hüküm kurarak 2006 öncesindeki içtihadından dönmüştür. Daire, 7.4.2008 ve 22.9.2008 tarihli müteakip kararlarında da bu yeni görüşünü aynen muhafaza etmiştir.

Mevcut durum

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında, bugün itibariyle, ölen kişinin bankadaki parasının  mirasçılar tarafından -hukuki yollara başvurmaksızın- sorunsuzca çekilebilmesi için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğine şüphe yoktur. “Birlikte hareket etmek” şart olmakla birlikte “banka şubesine hep birlikte gitmek” kesinlikle şart değildir, zira Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere işlemlerin vekaleten yürütülmesinde hiçbir sakınca yoktur. Ancak belirtmek gerekir ki bazı bankalar avukat adına çıkartılmış ahzu kabz yetkili genel dava vekaletnamesini yeterli görmemekte ve ilgili banka hesabından para çekme yetkisini içeren özel vekaletname aramaktadır. Bu tutumun haklı gerekçeleri pekala mevcuttur.

Uygulamada yapılacaklar ve dikkat edilmesi gereken noktalar 

1. Bankadaki paranın çekilebilmesi için mirasçıların yapması gereken ilk şey, sulh hukuk mahkemesinden veya noterden “mirasçılık belgesi” (diğer bir deyişle “veraset ilamı”) çıkarttırmaktır. Bu aşamada noter, daha masraflı olsa da kesinlikle tercih sebebidir, zira özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde sulh hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi almak çoğu zaman büyük zaman kaybına yol açabilmektedir. Mirasçılık belgesini herhangi bir mirasçı tek başına çıkarttırabilir. Tüm mirasçıların notere veya mahkemeye birlikte başvurmasına gerek yoktur. Miras ile ilgili birçok işlem yapılacaksa mirasçılık belgesinin birkaç nüsha olacak şekilde çıkarttırılması çok yerinde olur çünkü resmi daireler genelde mirasçılık belgesinin aslını kendilerinde tutmaktadır. Elindeki tek mirasçılık belgesini bir resmi daireye veren mirasçı, sonraki resmi işlemler için tekrar mirasçılık belgesi çıkarttırmak zorunda kalacaktır. Dolayısıyla “ne olur ne olmaz” deyip mirasçılık belgesini en az 5-6 nüsha (intikal eden birçok gayrimenkul veya birden fazla banka hesabı varsa daha da fazla sayıda) düzenlettirmekte fayda vardır.

2. Mirasçılık belgesi çıkartıldıktan sonra gidilecek ilk yer banka şubesidir çünkü vergi dairesi,  paranın çekilmesi için şart olan “veraset ilişiği yoktur” yazısını mirasçılara vermek için bankadan kendisine hitaben yazılmış bir yazı talep etmektedir. Dolayısıyla, önce vergi dairesine gidilirse “Bankadan yazı getirin” cevabı alınacak ve zaman kaybedilecektir. Bankadan alınacak yazıda, murisin ölüm tarihi itibariyle faizli mevduat bakiyesinin gösterilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde vergi dairesi, veraset ve intikal vergisinin matrahını bilemez ve vergiyi tahakkuk ettiremez.

3. Bankadan alınan yazıyla birlikte murisin en son yerleşim yerinin bağlı olduğu veraset intikal vergi dairesine başvurulacak ve “Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesi” doldurulacaktır. Bu beyannamede her mirasçının adı soyadı yanında T.C. kimlik numarası da mutlaka belirtilmeli ve beyanname her mirasçı tarafından bizzat imzalanmalıdır. İşlem vekaleten yapılıyorsa, vekilin vekaletnamesinde “veraset ve intikal vergisi beyannamesini imzalamaya” şeklinde bir yetkinin bulunması şarttır. Aksi takdirde vergi dairesi vekaleten imzalanan beyannameyi kabul etmemektedir. Bu arada, ölüm Türkiye’de meydana gelmişse ve mükellefler (yani mirasçılar) Türkiye’de ise beyannamenin, murisin ölüm tarihinden itibaren en geç 4 ay içerisinde vergi dairesine verilmesi gerekmektedir. Mükellefler yurtdışında ise bu süre 6 aydır. Beyannamenin süresinde verilmemesi durumunda vergi dairesi tarafından usulsüzlük cezası kesilecek ve tahakkuk edecek verginin yanında bu ceza da ödenmeden “veraset ilişiği yoktur” yazısı verilmeyecektir.

4. Bankadaki paranın tutarı muafiyet sınırları içerisinde kalıyorsa mirasçılar herhangi bir vergi ödemek zorunda kalmayacaktır. Öte yandan tutar yüksek ise %1’den başlayıp %10’a kadar değişen oranlarda vergi tahakkuk ettirilecek ve mirasçılarca ödenecektir.

5. (Varsa) veraset intikal vergisinin ve (varsa) usulsüzlük cezasının ödenmesinden sonra vergi dairesi banka şubesine hitaben “veraset ilişiği yoktur” yazısını yazacak ve mirasçılara elden teslim edecektir. Bu yazıda, hesaptaki paranın mirasçılık belgesine göre mirasçılara ödenmesinde veraset intikal vergisi yönünden bir sakınca olmadığı belirtilmektedir.

6. Bizzat veya yetkili vekilleri vasıtasıyla banka şubesine başvurarak, “veraset ilişiği yoktur” yazısını ve mirasçılık belgesi aslını ibraz eden yasal mirasçılar, murise ait hesaptaki parayı yasal miras payları oranında çekebileceklerdir.

Mirasçılardan biri veya birkaçı, işbirliği yapmayarak bankadaki paranın çekilmesine engel oluyorsa, parayı çekmek isteyen mirasçı ne yapabilir?

Buraya kadarki açıklamalar mirasçılar arasında herhangi bir sorun olmadığı ve dolayısıyla hepsinin birlikte hareket edebildiği durumlar için bir anlam ifade etmektedir. Öte yandan öyle durumlar vardır ki mirasçılar tabiri caizse kanlı bıçaklıdır ve bankadaki paranın çekilmesi için ortaklaşa hareket etmeleri söz konusu bile değildir. İşte bu durumda, kendi payına düşen parayı çekmek isteyen mirasçının yapması gereken şey, bankadaki para üzerindeki elbirliği mülkiyetini, paylı (müşterek) mülkiyete dönüştürmek için yetkili sulh hukuk mahkemesinde diğer mirasçılara karşı bir dava açmaktır. Medeni Kanun’un ilgili maddesi şu şekildedir:

“D. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi

MADDE 644.- Bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde sulh hakimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder.

Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.

Terekeye dahil diğer hakların ve alacakların paylar oranında bölünmesi hususunda da yukarıdaki hükümler uygulanır.”

Bu dava nispeten basit bir dava olup, genellikle ilk celsede karara bağlanmaktadır. Dava sonunda mahkemece bankadaki paranın üzerindeki elbirliği müşkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilecek ve bu kararı (mirasçılık belgesi ve “veraset ilişiği yoktur” yazısıyla birlikte) banka şubesine ibraz eden yasal mirasçı, diğer yasal mirasçıların rızasına gerek olmaksızın, kendi miras payına isabet eden tutarı hesaptan çekebilecektir.

Share

Comments

  1. H.Deniz YILDIZ : Mart 30, 2016 at 10:06 pm

    Merhabalar, benim sıkıntımda benzer konu ile alakalı. Bir X Bankası merhum babama ait vadesiz mevduat üzerinde hiç bir işlem yapmama izin vermemekte. Veraset İlamı çıkarılmış, Veraset ve İntikal Vergileri tüm varislerce ödenmiş , İlişik kesme yazısı Vergi dairesinden ilgili banka şubesi için alınmış ve diğer varislerden alınan her birine Veraset İlamında belirtilen oranda intikal edecek tutar için aynı bankada hesap açılıp bu tutarın varis hesaplarına yatırılabilmesine izin veren vekaletname ile banka şubesine gidilmiş olmasına rağmen banka ne bana ne de diğer varislere ödeme yapmamakta direnmekte ve hali hazırda üçümüzüde istemekte. Bu mümkün değil coğrafi şartlar nedeni ile. Bankaya türlü öneriler sunulsa da işlem yapmamakta. Örneğin mirasçıların hakkı korunsun diye ayrı bir ortak hesaba paranın aktarılabileceği ve mirasçıların 1 nin bile onayı olmadan paraya dokunulmayacak bir hesap olması ayrıca da istenmiş önerilmiş olsa da yine çözüm üretmemekte direniyor banka. Ne yapılabilinir bu durumda? Teşekkürler

    • Miras Hukuku Avukatı : Mart 31, 2016 at 12:16 pm

      Merhaba,
      Öncelikle internet sitemize göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkür ederiz.
      İlgili yazımızda da belirtildiği üzere sizler üç mirasçı olarak “miras ortaklığı”nı oluşturmaktasınız. Medeni Kanun uyarınca, tereke dahilindeki mallar (örnek: bankadaki para) üzerindeki her türlü tasarruf işlemi mirasçıların oybirliğiyle yapılabilir. Sizin anlatımınızdan zaten üç mirasçı arasında bir sorun olmadığı ve oybirliğiyle hareket edildiği anlaşılıyor. Ancak, üç mirasçı adına aynı bankada üç farklı hesap açılıp paranın miras paylarına göre bu hesaplara yatırılması mirasın fiilen bölünmesi anlamına geleceğinden “elbirliği mülkiyeti” rejimine aykırı bir görüntü oluşturacaktır. Bankanın bu nedenle bir çekince yaşadığını ve sorumluluk almamak için bu talebi yerine getirmediğini söyleyebilirim. Öte yandan, usulüne uygun vekaletnameler ibraz edilmesine rağmen paranın, mirasçılar adına açılacak tek bir banka hesabına aktarılmaması kabul edilemez. Zira burada para paylaştırılmıyor, sadece sahibi mirasçılar olan başka bir hesaba aktarılıyor ve bu işlem oybirliğiyle talep ediliyor. Bankanın bunu kabul etmemesi yanlış.
      Anladığım kadarıyla elinizdeki vekaletnameler diğer mirasçılar adına bankadan para çekme yetkisini size vermiyor. Verseydi gider tek başınıza bütün parayı çeker ve daha sonra diğer iki mirasçıya miras paylarına göre iletirdiniz. Aslında en basit çözüm budur. Bunu da yapmanıza rağmen banka zorluk çıkarırsa, bankaya karşı icra takibi yapılıp, söz konusu meblağ bankaya ilk başvurduğunuz tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte talep edilebilir. Banka icra takibine itiraz ederse akabinde dava açılarak mevduat, faiziyle ve %20 icra inkar tazminatıyla birlikte bankadan tahsil edilebilecektir. Konuyla ilgili hukuki destek almak için bize telefonla veya mirasdavalari@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. İyi günler dileriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir